Bir partneri geri istiyorsanız ve hiç umudunuz yoksa, yapabileceğiniz en doğru hareket, tamamen sessizliğe gömülmektir. Kendi içinizden onu bırakın. Hatta bırakamayacağınızı düşünüyorsanız bile, bunun provasını yaptığınızı düşünün. Ama kararınızı asla söylemeyin. Uzun, açıklayıcı mailler falan yazıp göndermeyin. Telefon açmayın. Hislerinizi açıklamayın. Sessiz kalmak sevgilinizi geri istiyorsanız en iyisi sessiz kalmak
Onun sizi merak etmesine izin verin. Her zaman yaptığınızın tam tersini uygulayın. Bir erkek size, örneğin 3 birim sevgi vermiş ve bu şekilde sizinle yatağa girebilmişse, ama siz 10 birimlik sevgi ve ilgi bekliyorsanız, bunu asla alamazsınız. (Tabii buradaki üç birim sevginin bir açıklaması yok. Sadece size bir fikir versin diye sayısal ifade ettim.) Bir süre görüşmedikten sonra yeterince sessiz kaldıysanız ve eğer erkek sizi merak etmişse, küçük bir mesaj atabilir. “Bir süre görüşmedikten sonra yeterince sessiz kaldıysanız ve eğer erkek sizi merak etmişse, küçük bir mesaj atabilir. “İyi bayramlar!” ya da “Naber kız?” gibi… Bu size tanıdık geliyor mu? Kadındaki ilk tepki, “İşte benim değerimi anladı, bana geri dönecek,” diyerek heyecanlanmaktır. Oysa oyunun bundan sonraki kuralı, tıpkı bir pazarlık masası gibi olmalıdır. Bu tip küçük mesajlara sessiz kalmalısınız. Genellikle kadınlar buna cevap vererek aslında erkeğin ağzından pişmanlık ya da aşk sözcükleri duymak için fırsat yarattıklarını düşünüyor, ama erkek bunu yapmaz. Sadece aklında şu vardır: “Bu kadın üç birimlik, daha fazlasını vermeme gerek yok.” Sessiz kalmaya devam edin. Aramaya çalışacaktır. Açmamanızı öneririm. Bir süre sonra hâlâ sessiz kaldığınızda, rest çekebilir. “Bu son arayışım, bir daha aramam bak!” gibi… Buna da kanmayın. Muhakkak yeniden şansını deneyecektir. Bu aralarda ufacık bile olsa, tek kelimelik bile olsa cevap yazarsanız tüm şansınızı kaybedersiniz. Bu dönemde aslında erkek, size verdiği değeri üç birimden yavaş yavaş yükseltmeye başlıyor. Ve siz de kendi değerinizi idrak ediyorsunuz. Önemli olan, kendi değerinizi fark etmenizdir. Size yeterince değer vermeyen bir adamla işiniz olmasın zaten… O eski danışanım şimdi evli ve çok mutlu. Çünkü hem kendisini daha çok sevmeyi öğrendi hem de karşısındaki erkeğin aslında böyle kadınlara daha çok saygı gösterdiğini ve hiç kimsenin saygı duymadığı birine âşık olamayacağını idrak etmiş oldu. Unutmayın… Kendinize siz değer vermezseniz başkası hiç veremez.
Ekranlarda ki kadın programları sayesinde popülerite yapan Dr. Ender Saraç, önerdiği her konuda başarı elde edildiği için, hepimiz tarafından çok sevildi ve dikkate alındı. Fazla kilolarından şikayetçi olan arkadaşlarım, Dr. Ender Saraç, sizler için zayoflamanın en kolay yollarını açıkladı…
zayıflama Ender Saraç zayıflamanın en kolay yollarını açıkladı
Doktorum proğramına katılan Ayurveda uzmanı Dr. Ender Saraç Toksin atıcı soğan ve lahana çorbası tarifi verdi
soğan çorbası 4 – 5 gün sonrada lahana çorbası
öncelikle soğan çorbası yapılacak
Soğan corbası
3 – 4 adet soğan
2-3 diş sarımsak
1 tatlı kasıgı zencefil
1 tatlı kasıgı zerdeçal
1 tatlı kasıgı toz zencefil
1 tatlı kasıgı zeytinyagı
1 tutam deniz tuzu
2 – 2,5 litre su icerisinde yapılacaktır
daha sonra lahana corbasını yapabilirsiniz
lahana corbası
yarım lahana 1 adet soğan
2-3 diş sarımsak
1 tatlı kasığı zencefil
1 tatlı kasığı biber salcası
kereviz sapı
1 tatlı kasığı toz zencefil
yarım tatlı kasığı zeytinyağı
1 tutam deniz tuzu
2 – 2,5 litre su icerisinde yapılacaktır
hazırlanısı:Bir tencerenin içine 2 – 2,5 litre suyu ekleyip tum malzemeleri katıp kaynatın tüm gün boyunca 2 saatte bir icilecek. Yaptığınız çorbayı blendirdan gecilebilirsiniz her iki corbada bir gün boyunca 2 saat aralık ile icilecektir . Yanında hiç bir şey yenilmeyecek
Dikkat bunlar haftada 1 kez yapılacaktır ideal zaman 11 gunde bir dir
yaş sınırı : 14 dür
Ender Saraçtan cilt bakım ve güzellik maske tarifleri sevgili sagliksitesi.org takipcileri;
Her zaman kendilerinden ve güzelliklerinden emin olmak muhakkak ki kadınların şiddetle istedikleri şeylerin başında gelir. Dr. Ender Saraç, hanımların bu dileklerini duymuş olacak ki güzelliğine düşkün hanımlar için bir dizi güzellik reçetesi hazırladı. İşte Dr. Ender Saraç’ın birbirinden etkili güzellik reçeteleri…
guzellik Ender Saraç cilt bakım maske tarifleri.
Güzellik önce insanın içinden gelir. Ancak ruh güzelliği ile birleşince yüz gerçekten ışıldar. Ayurveda’ya göre cilt, karaciğerin aynasıdır. Sindirim sistemi ve karaciğeri sağlık lı çalışmayan bir kişinin güzel bir cilde ve güzelliğe sahip olması mümkün değildir.
Çay içerek güzelleşebilirsiniz
Bitki çaylarından özellikle papatya, adaçayı, ısırgan ve rezene başta olmak üzere hepsinden, günde 3-4 fincan açık çay içilmesi uygundur. Yeşil çay ise sadece cilt için değil pek çok rahatsızlık için oldukça şifalıdır. Cilt güzelliği için de bitki çayları tavsiye edilmektedir. Yağlı ciltlerin zencefil, zerdeçal, biberiye gibi buruk-acı-kurutucu baharatları, kuru ciltlerin ise limon, fesleğen, gülsuyu, tarçın, rezene gibi nemlendirici baharatları kullanması uygundur.
Sıvı kaybına en iyi çözüm maden suyu
Günde bir küçük şişe maden suyu içilmesi gerekmektedir. Aşırı terlenen günlerde iki küçük şişe de içilebilir. Maden suyu, kaybettiğimiz sıvı dışında iyon ve minerallerin kaybını da karşılar.
Aromatik yağlarla masaj
Kuru ciltler için susam yağı, Hindistan cevizi yağı, zeytinyağı, avokado; çok yağlı ciltler içinse ham ipek kese kullanılır ve kurutucu baharatlı masaj yapılması gerekir.
Bezelye ile parlak bir ten
Sürekli bir bakım ve güzellik sağlayan bitkisel karışımların yararları, yıllar süren deneyimlerle kanıtlanmış. Sözgelimi bezelye ve pekmezin ana maddeler olarak kullanıldığı karışım cildinize hem parlaklık kazandırıyor, hem de sağlık lı ve diri tutuyor…
Güzellik ve tazelik için cilt maskesi
- Hazırlanışı: Besbase kabuğu, ezildikten sonra suda pişirilir ve sıkılır. İki tutam kıyılmış taze maydanoz, bir çorba kaşığı domates salçası, yarım fincan badem yağı ilave edilir. Hazırlanan bu karışıma bir miktar su eklenerek suyu çekilinceye kadar ateşte tutulur. İki k aşık kaymak ilave edilerek krem yapılır.
- Faydaları: Yüz ve boyun kısmına maske olarak uygulanan besbase kremi; cilde güzellik ve tazelik sağlamakta etkin yararı vardır. Bu maske yüze sürüldükten sonra yirmi dakika bekletilip, yüz yıkanmalıdır.
Parlak bir ten için cilt maskesi
- Hazırlanışı: İki su bardağı dolusu taze bezelye, ezildikten sonra üzüm pekmezi ile birlikte karıştırılır. Yarım litre yağmur suyunda kaynatılır ve suları çekilinceye kadar pişirilir. Çırpılan yumurta akı ile yarım fincan ayçiçek yağı ilave edilir. Vıcık vıcık olmaması için bir miktar darı unu eklenerek maske kıvamına gelin ceye kadar yoğrulur.
- Faydaları: Ten dokusu üzerinde parlaklık sağlayan bezelyeli maske; yatmadan önce cilde uygulanır. Sabahleyin yüz ılık su ile yıkanıp, gül suyu ile de kompres yapıldıktan sonra yeni bir güne başlanır.
Leke ve sivilce giderici cilt maskesi
- Hazırlanışı: İki avuç buğday, iki bardak yağmur suyunda pişirilip ezilerek sıkılır. İki yumurta sarısı ve bir çorba kaşığı badem yağı ilave edilir. Hazırlanan karışım iyice çırpılır. Yumuşak bir fırça ile yüze sürülür.
- Faydaları: Kızıl lekelerin ve sivilcelerin giderilmesini sağlayan buğday özü maske si; sabah ve akşam olmak üzere iki kere uygulanır. Buğday özü maske si, şampuan olarak kullanıldığında saçların parlamasında etkin yararları olduğu görülür.
Çöküntü ve kırışıklık için cilt maskesi
- Hazırlanışı: Civanperçemi çiçeği, saf suda on dakika kaynatıldıktan sonra sıkılarak süzülür. Bir fincan su soğutulur. Elde edilen posa ezildikten sonra, yarım fincan limon suyu, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir tatlı kaşığı süzülmüş bal ve çırpılmış yumurta sarısı ile birlikte iyice karıştırılır.
Hazırlanan karışıma soğutulan bir fincan civanperçemi suyu ilave edilir. Maske kıvamına gelin ceye kadar yulaf unu eklenir.
- Faydaları: Yüzdeki çöküntü ve kırışıklık ların giderilmesini sağlayan civan perçemi maske si, uygulamadan bir saat sonra yıkanır ve cilt gül suyu ile temizlenir.
Mikrop arındırıcı cilt maskesi
- Hazırlanışı: İki avuç çam filizi, soyulmuş ve dilimlenmiş yarım patlıcan ile birlikte iki bardak saf suda kaynatılır ve suyu çekilinceye kadar pişirilir. Hazırlanan karışım ezilmiş bir diş sarımsak ilavesi ile iyice ezilerek lapa haline getirilir. Elde edilen lapaya iki çorba kaşığı kaymak katılır. Krem kıvamına getirilir.
- Faydaları: Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm sağlamada çam filizi maske sinin etkin yararı vardır. Şampuan olarak kullanıldığında saçların canlı ve daha parlak görünmesinde de etkin yararı olduğu görülür.
Kuru ciltler için maske
- Hazırlanışı: Bir avuç taze çilek ezilip yulaf unu ile birlikte karıştırılır. Bir adet yumurta sarısı ile iki çorba kaşığı yoğurt çırpıldıktan sonra çilek hamuruna eklenir. Hazırlanan karışıma güzel bir koku vermek için sardunya yağı ilavesi ile krem kıvamına gelin ceye kadar karıştırılır.
- Faydaları: Kuru ciltler için besleyici olan çilek kremi; yüz kısmına maske yapılarak uygulanır. Çilek maske si, aynı zamanda yüzdeki kırışıklık ların kaybolmasını sağlamakta yararlıdır.
Pürüzsüz bir cilt için maske
- Hazırlanışı: İki tutam çuha çiçeği kurutularak dövülüp toz haline getirilir. Kabukları soyulmuş yarım salatalık, bir fincan pirinç unu, çuha çiçeği tozu ile birlikte on dakika kadar ateşte pişirilir. Elde edilen karışım ateşten indirilip tekrar ezilerek bulamaç haline getirilir. Hazırlanan bulamaca yarım fincan elma suyu, bir çorba kaşığı saf zeytinyağı ilave edilerek krem kıvamına getirilir.
- Faydaları: Hazırlanan çuha çiçeği kremi; yumuşak bir fırça ile yüze ve boyuna sürülür. Yüzde yarım saat bekletildikten sonra ılık su ile yıkanır ve gül suyu losyonuyla cilt temizlenir.
Taze bir ten için maske
- Hazırlanışı: Üç tutam defne yaprağı, bir tutam tarçın yaprağı toz haline getirildikten sonra bir bardak kayısı suyunda pişirilir. Bir adet çırpılmış yumurta sarısı ve yarım fincan süt karıştırılarak krem elde edilir.
- Faydaları: Yüzdeki sivilceleri gidermek ve tene tazelik sağlamak için yatmadan önce uygulanır. Defneli güzellik kremi şampuan olarak kullanıldığında, saç dökülmesini durdurur, saçların ağarmasını geciktirmede de yararlı olu
Günün en keyifli anlarından biridir, yemeğin üzerine ailecek içilen çay. Fakat uzmanlar çok çay içenleri uyarıyorlar; yemeğin üstüne çay içmeyin, diyorlar.
Peki sebebi?
Memorial Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. İpek Ağaca, “Çay tüketiminde dikkat edilmesi gereken noktalar” hakkında bilgi verdi. Yemeğin üstüne içilen çay, eğer yemekte demir içeren besin tüketildiyse, yemekle birlikte alınan Demir mineralinin vücut tarafından kullanımını sınırlar.
‘Bu ne demektir?’ Örneğin; yemekte kırmızı et yediniz (Kırmızı ette yüksek oranda demir bulunur). Yemeğin hemen ardından çay içtiğinizde vücudunuz, köfteden gelen demirden tam olarak faydalanamayacaktır; çünkü çayda bulunan ‘tanen’, demirle bağlanarak demir emilimini azaltıcı etki gösterir. Kahve için de aynı şey geçerlidir.
Yemekten en az 1 saat sonra tüketilen çay ve kahvenin demir emilimini etkilemediği bilinmektedir. Peki demir yeteri kadar alınamaz veya vücut tarafından kullanılamazsa ne olur? Demir eksikliğinde anemi dediğimiz kansızlık oluşabilmektedir. Anemi, ülkemizde çok sık görülen bir sağlık sorunudur. Ekonomik durum, beslenme alışkanlıkları ve daha pek çok etken kansızlığın meydana gelmesinde rol almaktadır. Tabi bu etkenlerden biri de çaya olan düşkünlüğümüz.
Demir eksikliğine dayalı kansızlıkta, renk solukluğu, halsizlik, yürüyüş ve hareketlerde isteksizlik, efora tahammülsüzlük görülmektedir.
Neden bahsettiğimizi hemen anlatalım. Aslında yazın gelmesiyle birlikte pazarlarda sıkça gördüğümüz 3 meyveden sağlık kaynağı 3 meyveden bahsediyoruz. Bu meyveleri yaz döneminde mümkün mertebe tüketin ve tükettirin… Karpuz, Kiraz, Kayısı… İşte size 3k
Yazın gelmesiyle içine girilemeyen kıyafetlere sığabilmek için çeşitli çözüm yolları ararız. İlk aklımıza gelen çözüm de beslenme şeklini gözden geçirmektir. Derhal kararlar verilir, alışveriş listeleri çıkar ortaya ve “Daha çok sebze meyve yiyeceğim”, “Şekeri yağı azaltacağım” diye işe başlanır. Kışın soğuğundan yükselmeye başlayan hava sıcaklığının etkisini azaltmak adına meyve alışverişi ön plana geçer.
Yazın başlangıcında özellikle üç meyve; kayısı, karpuz ve kiraz, günlük hayatımıza girmeye başlar. Bunların hepsi de aslında kendi başlarına birer sağlık kaynağıdır.
LİF KAYNAĞI: KAYISI
kayisi resmi 300×225 Sağlık Kaynağı 3K
Çoğumuzun şu sıcak yaz günlerinde severek yediği kayısının meyveler arasında ayrıcalıklı bir yeri var kuşkusuz. Kayısının demirbaş gıdalardan biri olduğu Himalayaların Hunza Vadisi’nde yaşayanlar, 100 yaşını görmeleriyle ün yapmışlar.
Anavatanı olan Çin’in geleneksel tıbbında kayısı bin yıllardır vücut sıvılarını yenilemesi, vücudu zehirli maddelerden arındırması ve susuzluğu gidermesi gibi özellikleriyle biliniyor. Doğuya sefer yapan Büyük İskender’in bu meyveyi Batı dünyasına getirdiğine inanılıyor. Eski Yunan tıbbında şifalı özellikleri bilinen kayısıyı, Romalılar aşk tanrıçası Venüs’e adamış.
Günümüzdeki araştırmalar kayısının en yüksek ve en çeşitli karotenoid düzeyine sahip olduğunu gösteriyor. Karotenoidler kalp hastalığını önleyen, ‘kötü kolesterolü’ düşüren ve kansere karşı koruyucu olan antioksidanlardır.
Kayısı ayrıca iyi bir potasyum, demir ve lif kaynağıdır. Kronik kabızlıktan şikayet edenler, düzenli olarak yediklerinde kayısıdan büyük yarar görebilir. Kayısı, içerdiği selüloz ve pektin sayesinde, kabızlık çekenler için değerli bir yardımcı ve hafif bir müshildir. Genellikle günde altı ila sekiz kayısı istenen sonucu verecektir.
SERİNLEMENİN YOLU: KARPUZ
karpuz resmi Sağlık Kaynağı 3K
Karpuzun anavatanı Afrika’nın tropikal bölgeleridir. Yaz aylarında sofraların vazgeçilmezidir karpuz. İyi bir C vitamini deposu olan meyve, aynı zamanda kırmızı rengiyle kendini gösteren beta-karoten içeriği ile de antioksidan etkilidir. Bol miktarda su içeriğinden kilo vermek isteyenlere beslenmelerinde destek olabilir. Bir ince dilim karpuz (200 gram), yaklaşık olarak 70 kalori enerji içerir. 100 mg kadar potasyum içeriğiyle potasyum eksikliğinde destekleyicidir. Zengin lif içeriği ile da bağırsakların çalışmasında etkilidir.
ÖDEM GİDERİCİ: KİRAZ
kiraz 300×240 Sağlık Kaynağı 3K
Dolgun, parlak, renkli ve tatlı kirazların yararları saymakla bitmez. Kirazın en önemli özelliği salisilat içeriği ile aspirin benzeri etkisinin olabilmesi. Bunun yanında böbreklerin ve karaciğerin toksik maddelerden arındırılmasına yardımcı olur. 14 – 15 adet kadar kiraz (yaklaşık 100 gram) 160 mg potasyum içeriği ile de sağlığa yardımcı olmasını yanı sıra kadınların özellikle belirli dönemlerde vücutlarında meydana gelen su tutulmaları ve ödemin atılmasında etkilidir. Bir küçük kase kiraz; 50 kalori gibi düşük enerjisiyle, içeriğindeki lifi ve özellikle de kabuğuyla yenildiği için kilo vermek isteyenlerin ara öğün seçeneği olabilir. Kişileri doygunluk hissi sağlayarak uzun süre tok tutacaktır.
KURUSUNU DİKATLİ TÜKETİN
kuru kayisi 300×225 Sağlık Kaynağı 3K
Özellikle kış aylarında popüler bir alternatif olan kuru kayısı, kurutma işlemi sırasında bozulmayı önlemek için eklenen kükürt dioksit nedeniyle yaklaşık her 100 kişiden birinde alerjik reaksiyonlara neden olabilir ve her 20 astımlıdan birinde astım krizini tetikleyebilir.
Kükürtsüz kuru kayısı yemek isterseniz doğal yoldan kurutulmuş (kahverengi) kuru kayısılardan alabilirsiniz. Yalnız unutmayın, taze kayısının 100 gramında (yaklaşık 3 – 4 iri kayısı) 50 kalori ve 9 gram kadar doğal şeker varken, 100 gram kuru kayısı suyu giderek konsantre olduğundan, 215 kalori ve 53 gram kadar doğal şeker içerir. Kayısıda oksalat bulunduğu için, kalsiyum oksalatlı böbrek taşları olanların fazla kayısı yememeleri önerilir.
GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİRİN
Meyveleri olduğu gibi yemenin yanı sıra bir araya getirerek değişik meyve salataları icat edebilirsiniz. İçlerine taze ceviz, badem, yağsız yoğurt veya benzeri besinler katabilirsiniz. Bu tip salatalar özellikle meyveyle arası iyi olmayan çocuk ve gençlerin iştahını kabartabilir. Yediğiniz her meyvenin değişen oranlarda A ve C vitaminleri gibi antioksidanlardan zengin olduğunu unutmayın. Seçimlerinizde her gün değişik çeşitte ve renkte meyve yemeye özen gösterin.
Dr. Hasan İnsel/Milliyet
Malum bahar geldi fazla kilolardan kurtulmanın vakti geldide geçiyor bile arkadaşlarım. Genelde bizler; yorulmadan hiçbirşey yapmadan kilo vermenin yolunu arar dururuz. Meksika biberi hapları, acai bitkisi hapı vs derken, bağzılarımız inanılmaz yol kateder arkadaşlarım.
İşte Zerrin Özer’de göz önünde bulunan ve zayıflamayı başarabilen sanatçılardan bir tanesi. Peki nasıl oldu da bu kadar kilo verdi diye düşünenler için olayı araştırdık arkadaşlarım.zerrin ozer Zerrin Özer nasıl zayıfladı
27 KİLO VERİP, GIDISINI ALDIRAN ZERRİN ÖZER, YENİ HEDEFİNİ AÇIKLADI: ŞİMDİ SIRADA GÖĞÜS VE KARIN OPERASYONU VAR. ONLAR DA TOPARLANDI MI TAMAM!
“Piercing de takacağım”
Zerrin Özer, kuş gibi hafifledi! Ünlü sanatçı, “Kilo verip, yenileneceğim!” sözünü yerine getirip, tam 27 kilo verdi. Görüntüsünden rahatsız olduğu gıdısını da aldıran Özer, iki operasyon daha geçireceğini söyleyip, espriyi patlattı: “Göğsümü ve karnımı da toparlattım mı tamam! Sonra piercing takıp, göbeğimi açıkta bırakan kıyafetler giyeceğim…”
Üç saatte bir yemek
Görenlerin kendisini iltifat yağmuruna tuttuğunu söyleyen Zerrin Özer, nasıl zayıfladığını ise şöyle anlattı: “Bir sene boyunca her gün spor yaptım. Fitness aletleriyle çalıştım, koşu bandında mutlaka bir saat geçirdim. Hamur işlerine veda ettim, onun boşluğunu kayısı ve cevizle doldurdum. Üç saatte bir sebze ağırlıklı beslendim.”
Eurovision’da 10′uncu olsam da zarar görmem
Yıllardır fazla kilolarıyla başı dertte olan Zerrin Özer, önceki gün 27 kilo vermiş haliyle ortaya çıktı! Alişan ve Özlem Yıldız’ın sunduğu ‘Herşey Dahil’ programına konuk olan Zerrin; sıkı bir diyet ve spor sonucunda forma girdiğini söyledi. Programda Eurovision Şarkı Yarışması’yla ilgili çarpıcı açıklamalar yapan Zerrin Özer, geçen yıl TRT’den teklif aldığını belirterek şunları anlattı:
Kim istemez ki?
“Bazı sanatçılar Eurovision’da alacakları derece nedeniyle kariyerlerine zarar vermekten korkuyor. Benim böyle bir endişem yok. Benim gibi sanatçılar bunların çok üstündeyiz. 10′uncu da olsam hiçbir şey kaybedeceğime inanmıyorum.” Yıllar önce de TRT’den teklif geldiğini ama İngilizce şarkı söylemek için direttiği için kabul edilmediğini açıklayan Zerrin Özer, “İçime tam anlamıyla sinecek bir şarkı olursa ben de Eurovision’a gitmek isterim. Kim ülkesini temsil etmek istemez ki?
Göbeğini de toparlatacak
Bir yılda 27 kilo verip, gıdısını aldıran Zerrin Özer, “Şimdi sırada göğsüm ve karnım var. Onları da toparlattıktan sonra piercing takıp, göbeğimi açıkta bırakan kıyafetler giyeceğim!” diyerek espri yaptı. Bir yıl boyunca her gün spor yaptığını anlatan ünlü şarkıcı, diyetiyle ilgili şu bilgileri verdi: “Hamur işlerine veda ettim. Onun boşluğunu kuru kayısı ve cevizle doldurdum. Üç saatlik öğünlerde sebze ağırlıklı beslendim…”
Yukarıdaki bilgiler ışığında sizlere şunu söylemek istiyoruz, zayıflamak mutlak suretle zamana yayılan birşey ve sizler zayıflamak isterken sağlığınızdan olabilirsiniz. Lütfen uzmanından yardım almadan kendi başınıza uygulama yapmayın bu çok önemli.
Güneşin en zararlı olduğu dönemlere merhaba dediğimiz şu günlerde, domates ile güneşten korunmanızı öneriyoruz. ”Domates ile güneşten korunmak mı” dediğinizi duyar gibiyiz.
Domates – güneşe karsı bariyer görevi üstlenir
Domates cildinize mükemmel bir UV koruması sağlar. Domatesin içinde serbest radikallerle savaşma konusunda çok etkili olan fıtonutrient likopen vardır.
likopen : domatesin ve karpuzun kırmızısı, greyfurdun da pembe olmasını sağlayan pigmenttir.
Yapılan araştırmaların sonuçları gösteriyor ki, likopen betakarotene göre iki kat daha etkili bir antioksidandır.
Aklınızda bulunsun: Domateslerinizi seçerken en kırmızı olanları seçin, çünkü renginin kırmızı olması betakaroten ve likopen bakımından daha zengin olduğunu göstermektedir.
Göbek yağlarınızda ve sarkık göbeğinizden kurtulmanız o kadar da zor değil sevgili sagliksitesi.org okuyuları.
Eğer basenleriniz, göbeğiniz gibi bölgelerden zayıflamak istiyorsanız, fakat bunu başaramıyor iseniz sakın umutsuzluğa kapılmayın.
Böyle bir zayıflamayı ancak özel diyetler ile gerçekleştirebilirsiniz.
Burada size 3 hafta içinde, özellikle göbek ve bel bölgenizden incelmenizi de sağlayacak özel bir program veriyoruz.
Ancak öncelikle şu noktayı belirtelim ki; yalnız diyet yaparak bölgesel zayıflamayı tam anlamıyla gerçekleştiremezsiniz.
Diyetle birlikte özel egzersiz ve bazı özel bitkisel mönüler gerekmektedir.
Bu programı üç hafta uyguladığınızda 21′inci günün sonunda vüdunuzdaki müthiş incelmeyi hayretle göreceksiniz.
Mekik hareketi
Dizleriniz bitişik ve ayaklarınız birbirine paralel olacak biçimde tabanlarınız yeri gösterirken iki elinizi ensenize koyarak hızlı hızlı, sık sık ve kesik kesik hareketler ile karnınız acıyana kadar sabah ve akşam ellişer defa bu hareketi yapın. Bu hareket özellikle karın bölgenizdeki kasları güçendirir, yağ dokusunu harekete geçirerek yağların yanmasına yardım eder.
Sopalı hareket
Sopalı harekette de bir sopayı ense kökünüze alarak iki elinizi geçirin. Ayaklarınızı yere sağlam basarak süratli bir şekilde sağa ve sola doğru daha çok kalçadan yukarısını hızlı bir şekilde döndürerek bir kaç dakikada bu hareketleri yapın. Bu haraket karnın yan tarafındaki kasların şekillenmesi ve göbeğin erimesini sağlamaktadır.
Bel kasları için mekik
Bir taraftaki kolunuzu, bükülmüş olan diğer taraftaki dizinize doğru hafifçe, sık sık ve seri hareketler ile yakınlaştırmaya çalışın. Bu hareketi de birk aç dakika dayanabildiğiniz kadar yapmaya gayret edin. Daha sonra diğer taraftaki ayağınızı ve kolunuzu değiştirin. Bu hareket karnınızın yan tarafına doğru olan kasları çalıştırmak için yararlı olacaktır.
Haftanın tek günlerinde bunları yiyin (diğer günler serbest !)
Kalkınca: Bir su bardağı ılık ballı-limonlu su (içine yarım tatlı kaşığı bal, 10 damla limon koyun).
Sabah sporu: 35 – 40 dakika tempolu yürüyüş yapın. Bol ter atmaya gayret edin. Ardından yukarda anlatıldığı gibi 15-20 dakika spor.
Duş: Ham ipek kese ya da kabak lifiyle 5 dakika fırçalar gibi göbek, basen, popo, bel sertçe fırçalanacak. 5 dakika kadar susam yağı, kekik yağı, biberiye yağı, melisa yağı ile aynı bölgeye masaj yapılacak.
Kahvaltı: 1 adet kabuklu yeşil elma, bir adet sert şeftali
Ara: 2 parmak taze dil peyniri yiyebilirsiniz.
Öğle: bir porsiyon derisiz ızgara tavuk, bol rokalı ve taze soğanlı yeşil salata.
Ara (saat 15.00): 3-4 adet yulaflı bisküvi.
Ara (saat 17.30): 1 adet yeşil elma.
Akşam: 4-5 kaşık zeytinyağlı fasulye (az yağlı), bir dilim tam buğday ekmeği, mevsim salatası.
Gece: Bir su bardağı şekersiz tarçınlı ılık light süt. 3-4 fincan rezene çayı, yeşil çay, mısır püskülü, kiraz, avakado yaprağı karışım çayı içilecek.
Yasaklar
- Kolalı, şekerli içecekler
- Kızartma
- Hayvansal katı yağlar (tereyağı, kaymak, yağlı şarküteriler, yumurtanın sarısı, yağlı süt ürünleri, yağlı etler, tavuk – balık derisi, tam yağlı süt)
- Alkol (özellikle bira)
- Beyaz un
- Beyaz şeker
- Doğum kontrol hapları
- Aşırı gündüz uykusu
- Çikolata
- Yağlı çerezler
- Cips
Zayıflatıcı çayı elinizden düşürmeyin
Bir su bardağı için 1-2 adet avakado yaprağı, 1 çay kaşığı yeşil çay, küçük bir tutam kiraz sapı ve mısır püskülü, 1 çay kaşığı rezene tohumu sadece 1-2 dakika kaynatılacak ve hafifçe fokurdadıktan sonra 3-4 dakika demlenmeye bırakılacak.
Sonrasında şeker veya tatlandırıcı eklenmeyecek sadece çok ince bir dilim limonla içilecek. Yemeklerden biraz sonra da içebilirsiniz. Akşam yemeği mümkün olduğunca erken yenilecek.
Sabah ise erken kalkmak önemli çünkü erken kalktığınızda metabolizma hızlanır, sabah sporu ise vücudu canlandırır, harekete geçirir.
Dr. Ender Saraç
Üzüm diyeti, mevsim değişimlerinde vücudun tüm ihtiyacını karşılayacak kadar dengeli ve pratik bir diyettir. Toksinlerden arınıp bol enerji depolayarak 3 günde 3 kilo verebilir, vücudunuzu değişen hava ve yaşam şartlarına hazırlayabilirsiniz.
Üzum diyeti Üzüm Diyetiyle Zayıflama yazdan sonbahara geçişin habercisi Eylül. Güneş ışınları daha az yakar, günler giderek kısalır ve Kent yaşamında gözle görülür bir kıpırdanma başlar. Açık havadan kapalı mekânlara, yazlıklardan şehre dönüş derken, değişen hava ve yaşam şartları sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebilir. Bu telaşlı günlerde sağlıklı olmak için beslenmemize özen göstermeliyiz. Akıllı bir beslenme programı olan üzüm ağırlıklı bu diyetle üç günde üç kilo verip sağlık, güzellik ve form kazanın.
Uzmanların “sağlık iksiri” olarak adlandırdıkları üzümün bir diğer adı da ‘bitkisel süt”. Yararlarını saymakla bitiremediğimiz Üzümün yüzde sekseni su olduğu için susuzluğumuzu gideriyor. Bileşimindeki zengin maddeler, özellikle sıcak havalarda vücuttan terle atılan minerallerin geri dönüşümünü sağlıyor. Vücut tarafından kolayca özümsenen basit şekerleri sayesinde bol enerji veriyor. Bol lifli olduğu için bağırsakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü özelliği ile organizmayı toksinlerden arındırıp temizliyor . Antioksidan özellikli olduğu için serbest radikallere karşı savaşarak cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çok da demir ile potasyum içeriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ve mafsal ağrılarına iyi geliyor, kalp sistemini düzenliyor, bedensel ve zihinsel yorgunlukları gideriyor, selüliti önlüyor.
Üzüm, bu denli yararlı olunca, mevye ağırlıklı 3 günlük diyet programının da yararları saymakla bitmiyor. Üzüm suyu, haşlanmış üzüm ve taze üzüm ağırlıklı bu diyet, enerji veriyor ve vücudu toksinlerden arındırıp yeni bir mevsime hazırlıyor.
Ancak hazımsızlık gibi mide sorunlarınız varsa, üzüm diyeti komple bir beslenme programı olmasına rağmen şikayetlerinizi artırabilir.
Sağlıklı beslenmenin 5 yolu temizlik, doğru pişirme, uygun şartlarda saklama, çiğ-pişmiş gıda ayırımının doğru yapılması ile taze ve sağlıklı hammadde temini olarak sıralanıyor.
Gıdaların 70 derecede pişirilmesi yemek için uygun bulunuyor. Çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlak farklı olması gerekiyor. Gıdaların çok uzun süre buzdolabında saklanmaması, donmuş ürünlerin oda sıcaklığında çözdürülmemesi tavsiye ediliyor.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nün (KORGEM) hazırladığı broşüre göre; sağlıklı gıda tüketiminin ilk şartı, gıdaları hazırlamaya başlamadan önceki kişisel temizlik.
Buna göre, gıdalar hazırlanmadan, önce ellerin yıkanması gerekiyor ve hazırlama esnasında da yıkama işlemenin sık sık tekrarlanması gerekiyor. Ayrıca, gıda hazırlamada kullanılan tüm yüzeylerin ve aletlerin yıkanması ve sanitasyonunun (sağlık önlemleri) sağlanması, mutfaklarınsinek, böcek ve diğer hayvanlara karşı korunması gerekiyor.
Birçok mikroorganizmalar hastalık sebebi olmamakla beraber toprak, su, hayvan ve insanda oldukça geniş ölçüde bulunuyor. Bu mikroorganizmalar ellerle, giysilerde, kullanılan araç-gereçle gıdaya taşınıyor ve gıda kaynaklı hastalıklara sebep oluyor.
PİŞMİŞ GIDALARLA ÇİĞ GIDALARIN AYRILMASI GEREKİYOR
Gıdaların hazırlanma aşamasında taze et, kanatlı et ve deniz ürünlerinin diğer gıdalardan ayrılması gerekiyor. Özellikle çiğ gıdaların hazırlanmasında kullanılan bıçak ve kesim tahtalarının mutlaka ayrı olması gerekiyor.
Ayrıca, hazırlanmış gıdalar ile çiğ gıdaların birbirinden ayrılacak şekilde kapalı kaplarda saklanması gerekiyor. Çünkü, çiğ gıdalar özellikle et, kanatlı et ve deniz ürünleri ile bunların suları tehlikeli mikroorganizmalar içeriyorlar. Bu mikroorganizmalar gıdaların hazırlanması ve saklanması sırasında diğer gıdalara geçebiliyorlar.
UYGUN PİŞİRME
Özellikle et, kanatlı et, yumurta ve deniz ürünleri gibi gıdaların uygun pişirilmesi gerekiyor. Gıdaların kaynatılmasında en az 70 dereceye ulaşılması, et ve kanatlı etlerin sularının pembe değil, berrak olmasına dikkat edilmesi gerekiyor. Uygun pişirme hemen hemen tüm tehlikeli mikroorganizmaları öldürüyor.
Konuyla ilgili yapılan araştırmalar da gıdaların 70 derecede pişirilmesinin tüketim için güvenli olacağını gösteriyor.
GIDALARIN GÜVENLİ SICAKLIKLARDA SAKLANMASI
Pişmiş gıdaların 2 saatten fazla oda sıcaklığında bırakılmaması, pişmiş ve hassas gıdaların 5 derecenin altında soğutulması, servis sırasında ise pişmiş gıdaların 60 derecenin üzerinde ısıtılması gerekiyor.
Gıdaların çok uzun süre buzdolabında saklanmaması, donmuş ürünlerin oda sıcaklığında çözdürülmemesi tavsiye ediliyor. Gıdalar oda sıcaklığında saklandıkları zaman mikroorganizmalar çok çabuk çoğalıyorlar. Mikroorganizmaların 5 derecenin altında, 60 derecenin üstünde gelişmesi yavaşlıyor veya duruyor. Bazı mikroorganizmalar ise 5 derecenin altında büyümeye devam ediyor.
HAMMADDE KULLANIMI
Taze ve sağlıklı gıda seçmeye özen göstermek, gıdaların hazırlanmasında temiz su kullanmak, özellikle taze yenecek meyve ve sebzelerin akan su altında yıkanması gerekiyor.
Buz ve su dahil olmak üzere hammaddeler tehlikeli mikroorganizmalar ve kimyasallar bulamış olabiliyor. Toksinler zedelenmiş ve küflenmiş gıdalarda oluşabiliyor. Hammadde seçiminde dikkatli olunması yıkama ve soyma işlemleri ile doğabilecek risklerin azaltılması gerekiyor.