Prensibimiz apandisiti patlamadan teşhis edip, patlamadan karın dışına almak yani ameliyat edebilmek. Apandisit delindikten sonra artık karşımıza ya lokal pelitonik dediğimiz yani o bölgenin üzerindeki yağ tabakasıyla sarılması olabilir ve orada bir apse meydana getirebilir. Buna apandisit çevresindeki apse adını veriyoruz.
Ya da apandisit delinmez ama o bölgedeki iltihap sınırlandırılmaya çalışılabilir. Orada bir kitle şeklinde hastalar bize gelebilir. Elimizle muayene ettiğimiz zaman sanki orada bir kalın bağırsağın son kısmında bir tümör varmış hissi alabiliriz. Buna da PLASTRON apandiküler adını veririz. Bunlarda beklemek bazen gerekebilir. Bir buçuk iki ay sonra bunlarda apandisit ameliyatı yapmamız gerekebilir. Çünkü o tablo içerisinde apandisiti bulup çıkartmamız cerrahi teknik olarak zor olabilir.
Eğer bu sınırlanma işlemi olmadıysa yani apse yapmadıysa, plastron oluşmadıysa, yaygın peritonit dediğimiz yaygın karın zarı iltihabı meydana geliyor. O zaman mutlaka ameliyat yapmamız gerekiyor ama karnın belki her iki tarafdan birden birer dirhen koymamız gerekiyor hastanın karnının içini yıkamak için.
Haliyle hastanın yatış süresi uzuyor, mortalite dediğimiz hastanın ölüm riski artabiliyor. Hastalar çok gecikildikçe bazen sepsis dediğimiz ya da septik tablolara yol açan hastada yüksek ateşler, tedaviye cevap vermeyen, antibiyotiklerin hiç birisine cevap vermeyen tablolar oluşabilir. Yin bu iltahaplanan apandisitin toplardamar yoluyla yada porto yoluyla karaciğere giden mikroplardan dolayı karaciğer apseleri gelişebilir. Bunlar ölümcül tablolara yol açabilir.
Apandist kör bağısağın bir uzantısıdır. Apandiste bağısak bademciği de denmektedir. Apandist şekil olarak bir solucana benzer ve hareket edebilme özelliğine sahip olan apandistin içinden besin geçememektedir. Apendistin uzunluğu genelde dokuz ile on santim arasındadır ve dahada uzun olabilmektedir. Apandisttin yerleştiği yer genelde karın bölgesinin sağ alt tarafındadır ama bazı insanlarda apandist farklı yerlere yerleşebilmektedir. Buda apandisttin teşhis edilmesini zorlaştırmaktadır. Apandisttin vucuttaki görevi hala bilinmemektedir. Devamını Oku